Giden gemilerin ardından, küçük bir kayıkla peşine düştüğüm gibi, onun gibi bir özlem yerleşmiş gözlerime; gözlerimde nergis kokusu, nergisin kokusunda ise araf sancısı.
Yağmurların ıslatmaya kıyamadığı saçların değiyor aklıma, ellerine krizantemler değmiş bahar sonraları biriktiriyorum. Evimin yolunu bulmak istemediğim hallerdeyim. Usulca bırakıyorum kendimi göğüslerine, beni piçliğe vurulmuş sevdalardan koru... Bakışların okşuyor avuçlarımı, usülsüz bir militan korkusu yerleşiyor içime bense kaçıyorum...
"Ben öldükten sonra yağsın yağmur hadi bana güneşi getir" diyorum dudağından dökülen şarkılara susarak
Habire gemiler yanaşıyor yamacıma ama ben, binip gittiğin gemiyi özlüyorum...
Bugün günlerden yüzün biliyorum. Yeşile dönen gözlerini anımsıyorum, yapraklar ve çimenler nasılda benziyor eteğindeki heyecana. Anımsadıkça seni, gözlerin gibi, selamın gibi, bana nasılsın dediğin gibi ya da oturup pencere kenarına ikimize demli çay koyman gibi..öyle özlüyorum ikimizi!




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder